2 Mart 2010 Salı

Spartacus: Blood and Sand

Yeni bir dizimiz var, Spartacus: Blood and Sand. Roma İmparatorluğu başlı başına yapımcılar için bir hazine. Daima iyi kötü bir izleyicisi olan tarihin bu döneminden akılda kalan bir kaç isimden biri de Spartacus. Başkaldırının timsali olan bu kahramanın öyküsü Holywood tarafından daha önce defalarca işlenmişti. Burada daha önceki filmlerin kritiklerine girmeyeceğim (en azından şimdilik!).

Bu defa dizi şeklinde işlenen Spartacus'un hikayesi yakın dönemin en başarılı dizilerinden Rome gerçekliğinden oldukça uzak. Bazı noktalarda tamamen bilinen/kabul edilen tarihe bağlı kalmakla beraber pek çok noktada tamamen fantazi öğelerle bezeli bir dizi. Yine de eğlenceli; ve o döneme ait dizileri/filmleri siz de benim kadar seviyorsanız seyrederken oldukça keyif alabilirsiniz.


Açıkçası gereksiz ve sanallığıyla diziden soğutan kan gölü sahneleri ve ergenlik çağı izleyicilerine yönelik havası yaratan yerli yersiz cinsellik görüntüleri dizinin en büyük eksileri. Behlül'le Bihter'in RTÜK'ten uyarı aldığı bir ortamda dizinin mevcut haliyle ulusal bir kanalda yayınlanma şansı cehennemdeki bir kartopunun hayatta kalma şansı kadar. İzleyenleri kendi skalamızla +16 diyerek uyaralım.


Dizinin yapımcılarından Sam Raimi'yi pek çok korku filmi, Xena ve Hercules dizilerinden hatırlayabilirsiniz. Spartacus rolündeki Andy Whitfield'in daha önce dikkate değer bir çalışması yok. Batiatus rolündeki John Hannah'yı en iyi Mummy filmlerindeki aç gözlü, sakar ve komik erkek kardeş rolünden hatırlayacaksınız. Lucy Lawless ise Xena: Warrior Princess dizisinin kahramanı ve bu dizide Batiatus'un karısı Lucretia rolünde. Genel olarak oyunculuk konusunda bu ikilinin diğerleri yanında çok parladığını söyleyebiliriz.


Dizinin ilk bölümü biraz da Rome'un yarattığı yüksek beklenti nedeniyle hayalkırıklığı yaratsa da, ilerleyen bölümlerde konunun daha zenginleştiğini ve dizinin daha keyifli ve derli toplu bir hal aldığını söylemek mümkün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder